SAMSUN JEN
Samsun için haber | analiz | video | aktivite

[ Ortalama Türk tarifi ]

“Bu yazılanlarda kendinizi bulmaya çalıştıysanız Ortalama bir Türk olduğunuzu varsayabiliriz.”

Hamit Güneş yazıyor…

Okumak için TIKLAYIN#


ORTALAMA TÜRK TARİFİ

- Kendine, ikiye, üçe ve dörde bölünebilenlere dair… -

Gündelik hayatımızda yer alması gereken kıstaslar konusunda ya ilerleme kaydettik, yahut oldukça dar alanda geniş açılımlar yapma mecburiyeti bizi sığlaştırıyor.

“En azından bakkaldan ekmek alırken işimize yarayacak kadar” faydalı bilgilere yer açmak için “bir mide gurultusu bin felsefe dersinden daha yeğdir” diyenleri bir süre duymazdan geldik. Ekmek almakla mide gurultusu arasındaki illiyet bağı, sırt sırta vermekten birbirini göremeyen iki tarafını oluşturuyordu gözbağımızın. Sokağın bir tarafında “Birdir bir” oyunuyla çocuk kalmaya çalışırken, büyüklerin “10 yılda bir” oyunu sokağın her tarafındaki çocukları bir gecede büyütüyordu ve kaçamıyorduk. “10 yılda bir”i her türlü maharet, çaba ve iyi niyetimize rağmen daha kibar bir şekilde telaffuz edemiyorduk. “Ortalama 10 yılda bir” dediğimizde, bu gülünç orta oyununun aslında hiç de komik olmadığını anlamıştık.

Ortalama tabiri, kibrit çöplerinin yaklaşık sayısının verilmesi vazifesiyle meşhur olan taşralı akrabası gibi Türkay kutularında rengini toprağa vermedi; Okudu, ismini daha alımlı hale getirip başlı başına bir sektör oldu. Vasat, hiç başaramadı, istatistik, halka hiç inemedi, ama ortalama, tuhaf bir normalleşme eğilimi gösterdi.

Ölçü ve denge arasında serili bir ip gibi tutunduk bu kelimeye. Sanki kökünden bağımsız türemiş bir kelimeydi bu. Aşırılıkların ve eksikliklerin asgari sınırını ifade ediyordu. Nimette cömert toprağın, afette cömert coğrafyanın kanaatkar ve sabırlı evlatları olarak kabullendik Ortalama’yı.

Alanlara sığmayan hayatımızın her iki elimizle de ulaşabileceğimiz bir yerine fırlatılan, yüceltilmesi gereken bir kelime olarak yorumluyor ve savunmak istiyorum Ortalama’yı.

Peki Ortalama bir Türk’ün hayatı hakkında ne biliyoruz?

Türk deyişimizde bile bir erkekten bahsettiğimiz kanısı var gibi ama, yine de özellikle belirtelim; Ortalama Türk’ler cinsiyet ayrımı yapar. Mesela kadınlara ağır eşyalar taşıttırmazlar. Elindeki yük, yanındaki kadının yükünden daha az olan bir erkek Ortalama bir Türk değildir. Sonra, Ortalama Türkler, kendi cebinde yol parası dahi kalmasa, mutlaka kadın kısmına para verir… Bu kısım, sosyal statüsüne ve ekonomik durumuna göre hanımı, kızı, annesi hatta birlikte olduğu arkadaşı da olabilir. Ama kadın kısmını parasız bırakan erkek kesinlikle Ortalama Türk değildir.

Aynı şekilde Ortalama Türk’ler, evde erkeğe yemek yaptırmaz ve çamaşır yıkatmazlar. Yemek yapmak kadın tekelinde olduğu ya da çamaşırı yıkayan makinenin ayarını yapıp düğmesine basmak özel bir yetenek gerektirdiği için değil; cinsiyet ayrımı yaptığı için böyle davranır Ortalama Türk Kadınları.

Çocuklarla keyif alarak oynamasını seven ve eğer kapıcı yoksa çöpü dışarı kendisi bırakan erkeklerle, bir sofra donatacak kadar iyi yemek yapmasını bilen ve eninde sonunda kıyıya köşeye birkaç kuruş saklamayı prensip edinen kadınlar bulunur Ortalama Türk’ün içinde.

Samimi ama yalan söylemekten çekinmeyen; pişman olan ama kuyruğu dik tutmaktan geri durmayan, sırf kendisini kızdıranın canını acıtmak için hiç de inanmadığı şeyleri iman etmiş gibi savunan Ortalama Türk, ne beynamazdır ne de yobaz. Tercihini ortaya koyarken bu kriterleri hiç önemsemez bile. Kendiliğinden muhafazakar bir duruşu vardır hayatın karşısında. Evin hanımıysa müşfik annedir, evin beyiyse aile babasıdır. Ortalama Türk evinde eşiyle sonu bitmeyen kavgalar etse de, hain değildir, eşini aldatmaz. Aldatan Ortalama Türk değildir.

Ortalama Türk gösteri yapmaz, isyan etmez. Kapı önünde ya da cam arkasında göstericileri izler. Onlar gibi düşünüyorsa birkaç kez alkışlar, ama karşı görüşte ise küçümseyerek kendinin duyacağı kadar bir küfür eder ve ilgilenmez görünür. Ortalama Türk, her türlü fikir karşısında çıldırmaya hazır bir heyecan besler ama hayatın karşısında daima ağırbaşlıdır. Ortalama Türk, meydanlara çıkmaz. Meydana çıkanı da ayıplamaz. Konuşanları dinler, hak da verir; ama ahkam keseni de bir kalemde çizer.

Ortalama Türk, tuhaf denilebilecek bir itaatkarlık gösterir. Karşınızda bilinen bir hikayenin ilginç bir kahramanı vardır. Kaçınılmaz bir şekilde yabancılaşmasına tepki gösterircesine, kendini dışarıya atan, kendini geride bırakan her gelişme karşısında insanı rahatsız eden bir kabullenme gösterir. Sanki hayatın sonuna doğru bir yerlerde bir çıkış yapacakmış da, bütün enerjisini ve ilhamını o sahneye saklamış gibidir. Evet, haksızlığa uğradığında en yakınlarına ateşler saçarak intikam yeminleri eden bir ruhu vardır, ama bir parça zaman içinde kendi kendini iyileştirmeyi başaracak bir yeteneğe de sahiptir. Ortalama Türk kavga etmez, “bağırır, çağırır”. Allah’ın yarattığına inandığı canlılara kıyamadığı için karşısındakine fiziki zarar veremez, “laf çarpar”. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinin zanlılarının hiç biri Ortalama Türk değildir.

Ortalama Türk kitap okumaz. Hiçbir zaman okuduğu kitapların sayısını hatırlamaz. Entelektüel değildir ama neredeyse orada kendine yer edinme gayreti içindedir. Çabası bunadır. Sınırları zorlamanın ahlaki tutarsızlık olduğunu düşünür. Bulunduğu yerde en iyisini ümit eder. Hayalcidir, tembelliğe meyli buradan gelir. Ama sinsilik, kurnazlık, Ortalama Türk’ün meziyetlerinden değildir. Zaten Ortalama Türk bunu bir meziyet kabul etmez.

Ortalama Türk affedicidir. Ezeli hasımları vardır. Düşman; rengi, kokusu, şekli olan, kanlı, canlı, dikkat edilmesi gereken bir hedeftir. Ama pusuya düşürülmez. Kendi kendine düşsün diye dua eder ama kendi düştüğünde de merhamet göstermekten, acımaktan kendini alamaz.

Ortalama Türk yüzdelerin içinde yaşar. O’nu tek başına kürsüde, tribünün yakınlarında, ön sıralarda göremezsiniz. Çünkü hesabı kitabı ekmek kavgasıdır. Başka bir beklentisi yoktur demiyorum; bilakis hayatı beklemekle geçer; ama asla tenezzül etmez. Ortalama Türk için tenezzül inzalden gelir. Haksızlığa uğrasa da bunu ifşa ederek onuruna laf söyletmez. O’na yüzde içinde yer verdikleri için kimseye kızmaz, O’nun içinde bulunduğu yüzdeyi yok sayanları, aşağılayanları “kendi duyacağı kadar küfürle” geçiştirir ama kin tutmaz. Biri O’na “gavur” da dese, “bidon kafalı” da dese, aynı masaya düştüklerinde çay parasını hep Ortalama Türk ödemek ister.

Herkes için en iyisini dilemek Ortalama Türk’ün trajik yaşam paradoksudur. Herkes için en iyisi gerçekleştiğinde kendisine düşen payla mutlu olamayacağını bilen Ortalama Türk, herkes için en iyisini istemeden mutlu olamayacağını da bilir.

Arkadaşlarıyla alkol alırken aile gezmesinde çay içen Ortalama Türk, kendisine zorla dayatılan iki seçenekten birini seçerken oldukça demokrat ve çağdaş bir hayatın parçasıdır. Kendisi seçmiştir ve buna namusu gibi sahip çıkar.

Ama Ortalama Türk’ün önüne tek seçenek dayarsanız, ya da seçtiğini saymazsanız, “mızıkçı” der ve küser. Bir daha, zaman içerisinde kendi yarasını iyileştirene dek, seçmeye falan gelmez. Hayır, inatçı değildir ve kolayca ikna edilir. Ama onurlu ve akıllıdır. Onurunu ve aklını bazen hayatı boyunca bir suretle kullanmasa ya da kullanamasa da, bu böyledir.

Hayata hangi açıdan bakarken bu satırları yorumladınız bilemiyorum; ama bu yazılanlarda kendinizi bulmaya çalıştıysanız Ortalama bir Türk olduğunuzu varsayabiliriz. Daha bir çok konu başlığını sıralayabilir ve işaret noktalarının sayısını artırabiliriz ama bu alanı daha fazla genişletmeyi başaramayız. Bu çerçevenin dışında kalan her davranış kalıbı, her hareket tarzı için Ortalama’dan sapmış bir kişiliğe ait olduğu yorumunu yapabiliriz.

Ortalama Türk’ün kimsenin alanında gözü yoktur. Kendi alanında gözü olanlara da şiddet içerikli cevabı yoktur. Ortalama Türk yabancıların yanında küfür etmez, ama çok ağır söz söyler.

Alanın genişlemesi, Ortalama Türk sayısındaki artışı haber veriyor. Alan daralması ise, ortalamadan sapanların sayısının sapmayanların sayısından daha büyük bir değere ulaştığına işaret ediyor. Bu sapma her iki tarafa ve her iki yöne de olabilir. Ahlaki bir çözümleme içinde değiliz neticede. Tanımlanmaktan bıkmış bir nesli temsilen tespit makamındayız. Tespiti tarifle yetinme eğiliminde olduğumuzu, ama gayretimizin ve takibimizin devam edeceğini ayrıca belirtmek isterim.

HAMİT GÜNEŞ

One Response to “[ Ortalama Türk tarifi ]”

  1. Ortalama Türk soruları

    Garba giden yolda şarka yönelip
    Gitmeyi sever mi ortalama Türk?
    Hırsızı bırakıp, bekçiye gelip
    Çatmayı sever mi ortalama Türk?

    Üç torba kömüre vekil seçerek,
    Onuru çiğner mi avuç açarak?
    Bir koyup üç alıp kapıp kaçarak
    Ütmeyi sever mi ortalama Türk?

    Her zaman başı dik, açık mı alnı?
    Eliyle iter mi peşkeş yalını?
    Kaçak evler yapıp kamu malını
    Yutmayı sever mi ortalama Türk?

    İhale yoluyla köşe döner mi?
    Ortamına göre yanıp söner mi?
    Soygun trenine sessiz biner mi?
    Ötmeyi sever mi ortalama Türk?

    Toprağını kaptırır mı sellere?
    Vatanını döndürür mü çöllere?
    Atatürk’ün mirasını ellere
    Satmayı sever mi ortalama Türk?

    Kaç karı nikahlar Arabi huyla?
    Yasayı çiğner mi din duygusuyla?
    Torunu yaşında kız çocuğuyla
    Yatmayı sever mi ortalama Türk?

    Kime güven, destek vermişti dünde?
    Arazi olur mu gereken günde?
    Kendini ezeni başın üstünde
    Tutmayı sever mi ortalama Türk?

    Nasıl kuruluyor Türk’ün oranı?
    Kimler belirliyor uçta duranı?
    Kenarda, köşede hesap soranı
    İtmeyi sever mi ortalama Türk?

    Ne mutlu Türküm ben, vermem sıramı,
    Ortalama sözü deşti yaramı.
    Nevzat merak eder, mala haramı
    Katmayı sever mi ortalama Türk?

    Halk Ozanı Karamanlı Nevzat

    Nevzat Dağlı - Mayıs 12, 2008 at 11:54 am

Leave a Reply