SAMSUN JEN
Samsun için haber | analiz | video | aktivite

[ Ailemizin seçimi ]

“Ev gazetesi, bu ifade şeklini kullanmaya iten ve bu doğrultuda düşünce geliştirmeye yarayan çok önemli bir iç dinamik. Bu konuda ciddi denemeler var.”

HAMİT GÜNEŞ yazıyor…

Okumak için TIKLAYIN#

 Samsun haberleri

AİLEMİZİN SEÇİMİ

-Hala, “Biz seninle iki kişiyiz, demek ki birimiz AK Parti’ye oy verdi. Öyle ya”
diye yorum yapanların anısına.-

Bu seçimden hepimizin birey olarak alacağımız kayda değer, çok önemli dersler var. Fakat biz yine de almak yerine kendimize uygun ve müsamaha gösterilebilir birkaç tane çıkartalım. Neden böyle yapalım dediğimden emin değilim. Belki bu bizim alanımıza girmediği için bu konuda ne tür bir hareket tarzı geliştirmemiz gerektiği konusunda bir fikir sahibi olmamam sebebiyle köşe yazarlarına özenmiş, onları taklit etmiş olabilirim. Başka bir sebep de olabilir. Önemli mi? Gazetelerde köşe yazarlığı yapanlara bakıp bakıp iç çekmeyenlerimiz yok mu? Hangimizin saati durduğunda günde en az iki kez doğruyu göstermiyor ki?

Öncelikle neymiş, demokrasi ile anlatılmak istenen, anlaşılan ve anlaşılması gereken şeylerin birbirleri ile en ufak bir benzerliği yokmuş. Bir nevi ahir zaman ürünü olarak içselleştirdiğimiz klişe bir kural, sadece az sonra vereceğim aslında yahut o örnekle özdeşleştireceğim bahsimizde değil, çağımızın bütün kavramlarında geçerlidir. Ahir zamanda inanç öyle bir çoklukla yok olma süreci yaşayacak ki, her Müslüman sayısınca İslam dini anlayışı ortaya çıkacak. Çevirelim; Çağımızda demokrasi öyle bir çoklukla yok olma süreci yaşayacak ki, her demokrat sayısınca demokrasi anlayışı ortaya çıkacak. Sanırım bu kadar yeter. Anlaşılamayacağını anlatmak istemiştim, imkansız olduğunu, artık mümkün olmadığını, asla geri gelmeyeceğini… Bu anlamda şeyler söylemek istemiştim. Kayıt altına almasak da olurdu.

Sonra efendim, herkesin alanı kendineymiş. Çağlayan çağlarken, Tandoğan sel olup akarken, bağımsızlar bağıra bağıra, her iki kişiden biri göz göre göre gerekeni yaptı ve herkes kendi alanını savunacak kadar köşe sahibi oldu. Üstelik bu defa kimse kayıt dışı değil.

Kelimelerin de tıpkı insanların ağızlarından aldıkları besinler gibi insanın boğazına durabileceğini, durmakta direnirse insanın ölebileceğini, ölmemek için yutulunca aynı yoldan geri çıkması için bariz bir darp gerekebileceği, bu darbı gözümüz yemez ise, dışarı çıkması için sindirim sistemini kullanacağını, bunun da hazım sorunu yaratabileceğini, ama eninde sonunda muvaffak olunacağını ve hiçbir şey olmamış, hiçbir şey söylenmemiş, hiçbir iddia öne sürülmemiş, hiç kimseyle dalga geçilmemiş gibi aynı kelimenin yeniden kullanılabileceğini de bu seçimlerden alınabilecek kullanışlı derslerden biri olarak kayda geçirmeliyiz.

Tuhaf bir şekilde işinde ve evinde sıradan, yorgun, kaybeden, usanmış ve lanetler okuyarak ve o kadar fark edilmeyerek ki adeta bir gölge gibi bile değil, gölgenin içinde seçilmez bir siluet gibi yaşayan Türk insanının, tıpkı geçmiş zamanlarda defaten yaptığı gibi, “al sana 47, üstü kalsın, sen geç, sen yönetecek kadar al ama değiştirme, sen de muhalefette kal ama şımarma, Siz de geçin bi bakayım ne oldunuz” şeklinde açıklanması olası bir ayar verme yeteneğinin kayıtların en üstüne yerleştirilmesi gerektiği açıkça görülmüştür.

Daha önce hangi yönde eserse essin, rüzgarın rehberliğinde beden idamesi gerçekleştirme yolunu seçenlerin isimlerinin, anons edildikleri kadar büyük ve etkili olmadığı, halkımızın bunları pek takmadığı, fakat gazete, televizyon ve internet yazıcılarının (bazı yazarlar da bu kategoriye girmekle birlikte onlara yazar atfını bilinçli bir tavır içinde oldukları zannıyla verdiğimizden yazıcılarla bir an için bile olsa aynı kefeye konmakla yazarlıklarından bir şey kaybetmeyeceklerini özellikle vurgulamak gerekir) sadece bu yönlerden biri ile bile bir ay boyunca program yapabildiklerini, hasleten, bu kavramların olsa olsa bu işe – yani onların işine – yarayacaklarını bir yere kaydettik.

Bu maddeleri ne kadar çoğaltabileceğim üzerine umutsuz bir düşünceye kapıldım şimdi. Evet, gerçekten bu maddeler dilenirse hiç bitirilemeyebilir. Aslında ne oldu ne bitti hem çok net, hem o kadar karmaşık. İsterseniz net, isterseniz karmaşık yanından bakın, bu konuda söyleyebilecekleriniz o denli fazla ve o denli pratikte bir halta yaramaz şeyler ki, ne başlanmasının bir anlamı vardı, ne bitirilmesi bir anlam ifade edecek. Ama söylemek istediğim hem de çok önemsediğim bir konu var. Hayatımıza üstelik gündelik hayatımıza bir katkı sağlayabileceğini düşündüğüm bir önerim olacak.

Bizler de evimizde, işimizde, eşimizle, dostumuzla ve hatta bakkalla diplomatik dil kullanarak konuşalım. Böylece, kendimizi siyaset meydanı, çapraz ateş hatları, kahvehane köşeleri ağzıyla değil, ciddiye alınan bir kürsü arkasında saygın tespit ve değerlendirmelerle ifade edecek, kendimizle ve karşımızdakilerle iletişimimizin inanılmaz bir merhale kaydedeceğini şaşkınlıkla göreceğiz. Kendimizi bu dile alıştırırsak, üniversite yıllarımıza damgasını -ve ayaklarımıza prangalar- vuran can sıkıntılarımız kod çözme, şifre çözme uğraşları ile son bulacak, bütün beşerle ve bizzat dünyanın kendisi ile ilişkilerimizi yeniden gözden geçirme fırsatı yakalayacağız.

Aslında bu üslup, en çok çocuklarımızın işine yarayacaktır. Şüphesiz evde anne ve babasına karşı sert bir muhalefet görevi gören çocuklarımızın kendi isteklerini kabul gördürme ya da kabul ettirme çabaları, bu dile yatkınlıkları oranında ilerleme kaydedecektir. “Ben doktor olmak istemediğimi söylemedim. Ama doktor olmak istediğimi de söylemedim. Siz büyüklerimizle, hocalarımızla, arkadaşlarımızla yapacağımız değerlendirmelerden sonra hep birlikte en uygun olanı üzerinde karar kılacağımızı, bu süreçte bütün alternatifleri de göz önünde bulunduracağımızı ifade etmek isterim.” şeklinde bir açıklama, “Topçu olup da ne halt yiyeceksin, adam gibi doktor olsana, avukat olsana” diyen ebeveynlerimizin tepkilerini, düşüncelerini ve hatta üsluplarını “Eğer bir seçenekte uzlaşırsak karar sürecine doğrudan bir katkı yapmamız imkan dahilindedir” şekline çevirebilir.

Örnekler o kadar yaratıcı bir şekilde çoğaltılabilir ve iştah kabartılabilir ki, yazmamak evladır diye düşünüyorum. Evlenmek için seçtiğin kişiye mesela anne tarafından sert bir dille yapılan itirazın, bu üslupla nasıl çözümleneceğini hayal edin. “Bu evden benim ölüm çıkmadan O’nunla evlenemezsin”den “Bu mesele aceleye getirilecek, hemen karar verilecek bir konu değildir”le başlayan sistemli düşünce metotlarının evimizde vuku bulduğunu düşleyin. “Bir problemle karşılaşıldığında nasıl davranmak gerekir?” sorusuna hazırlıklı cevaplar bulabilmek için olası senaryolar üzerine beyin fırtınaları yaparak televizyon esaretinden kurtulan bir aile yapısını gözlerinizin önüne getirin.

Bunu çok önemsiyorum. Bu üslup, eğer herkes kendi evinde bir ev gazetesi çıkarırsa bütün topluma sirayet edecektir umudundayım. Ev gazetesi, bu ifade şeklini kullanmaya iten ve bu doğrultuda düşünce geliştirmeye yarayan çok önemli bir iç dinamik. Bu konuda ciddi denemeler var. Ev gazetelerinin fikir, düşünce, hafıza ve kişisel donanım adına ailelere çok şey katacağını vurgulamak isterim. Her hafta ailemizin yaşadığı en önemli olayı manşete taşımak, gazetemizin köşelerinde seviyeli yorumlarla geçmişi kayıt altına almak, bu vesileyle aile bireylerini ve hatta arkadaşlarımızı düzenli olarak arayarak onlarla ilgili güncel haberler almak ve yıllar sonra “kadri bilinmez bir tebessüm*”den sadece tebessümle onanan bir geçmiş yaratmak için, bu konuyu çok ciddi düşünmenizi öneriyorum. (Bizim ev gazetemize uzun bir süre ara verdik, Ufaklık okuma yazma öğrenince ilk işimiz yeniden gazeteyi hayata geçirmek olacak.)

Tabii ki konumuz seçimler değil. Seçimlerin nasıl sonuçlandığını hayal etmek isterseniz ona göre gazete alır, ona göre televizyon kanalı açar ve tatmin olmaya çalışırsınız. Tabii ki gerçeği kadar etkili değil ama sonuç itibariyle bu yöntem de aynı işi görüyor. Bence önemli olan ailemizin seçimi. Özel tarihimizin yakın tarihimizden daha önemli olduğunu kabul etmek gerek.

A.Hamit GÜNEŞ

* “Kadri bilinmez bir tebessüm gibiydin
  Acıyı köpüren dudaklarımda.” Murat ENGİZEK

Diğer ALAN SAVUNMASI yazıları için tıklayın//

No Responses to “[ Ailemizin seçimi ]”

Leave a Reply