[ Erdoğan ile Baykal'ın gizli anlaşması ]

“Hiç unutmam bir sabah Erdoğan’ın Üsküdar’daki evinde baş başa kahvaltı yapıyoruz. O sırada telefonum çaldı, arayan Baykal’dı!”
HAKAN AYGÜN yazıyor…
Okumak için TIKLAYIN#

Erdoğan’la Baykal’ın gizli namus anlaşması!
Erdoğan’la Baykal’ın gizli yemekte “gizli anlaşma” yaptıkları külliyen yalan! Ama hep adı konmamış “sessiz bir anlaşma” vardı! Nereden mi biliyorum? “Tarihin şahidi” gazetecilerden biriyim!
İktidara yürürken “muhtar bile olamaz”a dek varan medyanın “yargısız infazları”yla boğuşan Erdoğan’ın, hem namuslu hem de sisteme bağlılığından kuşku duyulmayacak dosta ihtiyacı vardı. O dost, “hortumcu siyaset dizayncıları” değil, AKP’yle beraber Meclis’e girecek gibi görünen “namuslu” Baykal’dı!
CHP’nin “sıcak yaklaşım”ı, hakkındaki haksız meşruiyet tartışmalarını bertaraf edebilirdi. Erdoğan, “uzattığı barış çubuğu”nun Baykal’a iletilmesini, “güvendiği bazı kişiler aracılığıyla” sağladı. Bu bir “namuslu siyaset anlaşması önerisi”ydi. Düşünsenize, 2001 ekonomik kriziyle beraber sadece iktidar değil, Türkiye çökmüştü. Yaklaşan seçimlerde Meclis’e girmeye hazırlanan “zıt kutuplar” ın AKP’siyle CHP’sinin Türkiye’yi germesi değil, rahatlatması, “namuslu siyaset”in de Türkiye’ye hâkim olması gerekiyordu. Erdoğan’la Baykal’ın ortak bir düşmanları vardı: Medya! İkisi de, “istenmeyen” adamlardı, çünkü “kullanılabilir” görünmüyorlardı.
Türkiye’yi ekonomik krize sürükleyen iktidarı çöken “hortumcu-medya-siyasetçi üçgeni”, panikle bir yandan “ölü parti”leri diriltmeye, diğer yandan eskilerin parçalarını kırparak “sözde yeni oluşumlar” yaratmaya çalışıyordu. Erdoğan’la, Baykal’ın “sessiz anlaşması” bu koşullarda gerçekleşti. Sağın patronu AKP, solun patronu CHP olacaktı. Asla böyle “oportunistçe” ayrıntılandırılmasa da, o günkü konjonktürde “böyle bir sessiz anlaşma” iki tarafın da işine geliyordu. Erdoğan’ın asıl hedefi, ANAP ve DYP’den kalan merkez sağın mirasını ele geçirmekti. Baykal’ın da, Türkiye’yi ekonomik çöküntüye sürükleyen “ANASOL”dan merkez medyanın desteğiyle yeniden üretilmeye kalkışılan, İsmail Cem’li, Kemal Derviş’li, Hüsamettin Özkan’lı YTP’yi bertaraf etmesi gerekiyordu.
Erdoğan’ın da, Baykal’ın “mücadele etmeleri gereken asıl rakipleri” birbirleri değildi. “Kendi cenahlarındaki partilerle mücadeleleri” ve “medyanın siyaseti dizayn arayışları” o konjonktürde iki liderin yollarını birbirine bağladı. “Medya tarafından istenmemeleri” Erdoğan’la Baykal’a baş başa yemek yedirten “ortak nokta”ydı. İkisi de, Türkiye’yi çöküşe götüren hortumcu-medya- siyasetçi üçgenine karşı Temiz Türkiye için dost geçinmek zorundaydı!
Böyle bir “dostluğa” en istekli taraf Erdoğan’dı. Milli Görüş kökenlilere karşı alerjili olan CHP tabanının sözcülüğünü üslenen Baykal’ın işi daha zordu. Baykal bu zorluğu göz önüne aldı. Erdoğan’ın gönderdiği sıcak mesajlara soğuk yaklaşmıyor, ama mecburen meydanlarda AKP’ye yükleniyordu.
Hiç unutmam bir sabah Erdoğan’ın Üsküdar’daki evinde baş başa kahvaltı yapıyoruz. O sırada telefonum çaldı, arayan Baykal’dı! Tayyip Bey’le kahvaltıda olduğumu söyledim. Baykal samimiyetle selamlarını söyleyince, Erdoğan, “Söyle de bana geçen gün yüklenmiş. Çok üzüldüm. Ne gerek var!” dedi.
“Valla bana ne söylüyorsunuz, siz konuşun” deyip telefonu Tayyip Bey’e verdim. Epeyce sohbet ettiler.
Daha sonra baş başa yemekleri geldi. Hatta Baykal seçim öncesinde baş başa canlı yayına çıkarak Erdoğan’ı o dönemin koşullarına göre iyice “meşrulaştırdı”. Ardından Baykal, açıklamalarıyla “muhtar bile seçilemez” denilen Erdoğan’a Meclis’e ve Başbakanlığa giden yolu açtı. O dönemde bu tavır olmasa Erdoğan’ın önü zor açılırdı! Bu süreçte Erdoğan asla “Baykal bana yardımcı olsun” diye bir ricada bulunmadı. Zaten hem yasak demokrasiye aykırıydı hem de Erdoğan’ın “mağdur hali” nin devam etmesinin AKP’yi bugünkünden bir daha fazla güçlendireceği bir gerçekti. Düşünsenize, son seçimde Gül’ün adaylığında mağdur olmaları, AKP’ye neler kazandırdı, bir de Erdoğan ilk kez Başbakan adayı olarak bu seçimlere girecek olsa neler olurdu?
Kısacası Erdoğan’la Baykal’ın o günkü konjonktürün yol açtığı “sessiz anlaşma”larında etik dışı hiçbir şey yoktu! Tam tersine, “hortumcuların siyaset dizaynına karşı, Türk halkı için yapılmış sessiz bir namus anlaşması”ydı!
HAKAN AYGÜN - BUGÜN
No Responses to “[ Erdoğan ile Baykal'ın gizli anlaşması ]”
Comments are closed.