SAMSUN JEN
Samsun için haber | analiz | video | aktivite

[ Söz verdiği gibi 'yaşlanmadan' veda etti ]

“Ufuk Güldemir’e yakışan da ‘hiç yaşlanmamaktı’ zaten. Sözünü tuttu, ‘yaşlanmadan’ aramızdan ayrıldı!”

HAKAN AYGÜN yazıyor…

Okumak için TIKLAYIN#

samsun radyo

Che Guevera “dini bütün” çıktı!

Cep telefonum çaldı. Karşıdaki isim kendisini tanıttı. Bir anda kahkahaları koyverdim: “Buyurun Sayın Che Guevera!” Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’le karşılıklı gülmeye başladık.

Bu köşede daha önce de yazdım. Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’i Che Guevera’ya ilk bulaştıran benim. Şakayla karışık giderken, Şener iyice “Che”leşti. Sonunda da “milletvekili adayı” olmayarak, “romantik devrimciliğini” tescilledi. Geçenlerde Ankara’da kendisini ziyaret eden Castro’nun oğluna “cezaevi işi” boncuktan işleme Che Guevera resmi hediye edince, artık bende “film” koptu. Telefonda kahkahalar eşliğinde sohbet ettiğim Abdüllatif Şener mevzuya kendisi girdi. Kendisini “Che” ilan ettiğim TV haberlerim ve köşe yazılarım için her zamanki nezaketiyle teşekkür ettikten sonra, Castro’nun oğluna hediye ettiği Che Guevera portresinin öyküsünü anlattı: “O portre cezaevindeki bir vatandaşımızdan geldi. Epeyce de dini bütün bir arkadaşımız. Bana boncukla işlediği Che portresiyle birlikte bir de mektup yollamış. Efendim diyor, siz dini bütün bir insansınız. Che Guevera’yı da sevdiğinize göre, bir bildiğiniz vardır. Kesin Che Guevera da dini bütün bir kardeşimizdir…”

Ardından kahkahaları koyverdi. Böylece Şener’in Castro’nun oğluna hediye ettiği Che portresinin öyküsünü de öğrenmiş olduk. Tabii Che Guevera’nın “dini bütün” olduğunu da!

Söz verdiği gibi “yaşlanmadan” veda etti!

Benim için zor bir yazı bu! “Acı” haberi ne tesadüfdür ki, tam onunla ilk tanıştığımız binanın önünden geçerken, telefondan aldım. Osmanbey’deki Aksoy apartmanının önünden arabamla geçerken. Yani Show TV’nin ilk yayın hayatına geçtiği binanın önünden geçerken… Cumhuriyet’te başlayan, Habertürk’te noktalanan çok uzun bir “mesleki silah arkadaşlığımız” oldu.

Beraber işsiz kaldık, beraber kovulduk, beraber istifa ettik, beraber iş kurduk, beraber eğlendik, beraber kavga ettik! Birbirimizle de kavga ettik, kökten dostluğumuz birbirimize küsken bile sürdü!

Ne ilginçtir ki, Ufuk’un kansere yakalandığını öğrendiğimde, babamın kanseriyle uğraşıyordum. Yıllardır konuşmuyorduk, ABD’de tedavi görürken babamın vefatını öğrenmiş, bana mail atmıştı. Ben de ona moral veren mailler attım. Son bir kez görüşüp, “helalleşmek” kısmet olmadı!

O’nunla “ölüm”ü bir kere konuştuk. O konuşmayı da, ebediyete intikaline kadar saklamaya o zaman karar vermiştim. “Hakan, ben asla yaşlanmayacağım” diyordu. “Yaşlandığımı anladığımda, beynime kurşunu sıkıp, kendi hayatıma kendim son vereceğim. Canımı ancak ben almalıyım.”

Bu “felsefi bir avcı” duruşuydu. “Av” değil “avcı” olmayı tercih etmişti hep! Ve söz verdiği gibi yaşlanamadı. O’nu henüz 50 yaşındayken kaybettik. Ufuk Güldemir’e yakışan da “hiç yaşlanmamaktı” zaten. Sözünü tuttu, “yaşlanmadan” aramızdan ayrıldı!

HAKAN AYGÜN - BUGÜN

Diğer Hakan Aygün yazıları için tıklayın//

No Responses to “[ Söz verdiği gibi 'yaşlanmadan' veda etti ]”

Comments are closed.